Site Rengi

Siberdeluxe Webportal

MİHRİBAN DA ÜŞÜR MÜ!

3 min read

Oldum olası halk müziğini çok severim. Hem söylemesini hem de dinlemesini. Ama anonim olanları. Anonim olan her türkünün kaynağında bir bestecinin olduğunu bilmeme rağmen bu yargım hiç değişmez. Türkü öyküsüz olmaz bence. Bilmesem de hoşlandığım türkülere mutlaka bir öykü yazmadan edemem. Geçenlerde Musa Eroğlu’ndan Mihriban’ı dinlerken programcının bir sorusu sonrası irkiliyorum. “Bu şiiri siz yazmak ister miydiniz?” Dilden dile dolaşan bu türkünün sözlerinin Abdürrahim Karakoç’a ait olduğunu, dostluklarının ise yıllardır sürdüğünü öğreniyorum. O an şu yargıya varıyorum ki, “Sanata siyaset asla sokulmamalıdır. Onlar da öyle yapmışlar.”

Çocukken, sanırım ilkokula başladığım yıllarda soğuk odalarda, titrek lamba ışığında ders çalıştığım çok olmuştur. Bu türküyü her dinleyişimde, o yıllar aklıma gelir. Lambada titreyen alev mi üşür, ben mi, yoksa Mihriban mı bir türlü karar veremem. Belki, üçümüz de üşürdük kim bilir. Yine de güzel anılardı benim için.

Şiirin bir yerinde de “Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban” der. Doğrudur. Aşk kağıtla değil gözlerle anlatılır. Bir başka halk türküsünde ise, Ağaçlar kalem olsa ah yazılmaz benim derdim” der ve o da aynı sonuca çıkar. Sınırsız kalem ve kağıda sahip olsanız da, derdinizi ve aşkınızı sığdıramazsınız, anlatamazsınız. İyisi mi biz burada sözü şairine bırakalım;

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışım çözülmüyor Mihriban

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban

🙂   

Yar deyince kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor

Lambada titreyen alev üşüyor

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban

      🙂       

Tabiplerde ilaç yoktur yarama

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

Türkünün, insanın içini dağlayan sözlerini defalarca dinlesem de, kafamı kurcalayıp duran soruya bir türlü yanıt bulamıyorum. Acaba lambada titreyen alev mi üşüyor, ben mi, Mihriban mı? Yoksa üçümüzde mi? Ne dersiniz?

Bunları niçin mi dillendiriyorum? İsterseniz bu soruyu yine Musa Eroğlu’nun bir türküsünün sözleriyle yanıtlayalım. “Yolun sonu görünüyor.” “Sayılı günler tükendi.” Tıpkı ömür dediğimiz zaman dilimi gibi. Farkına varmamak mümkün mü?

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
21
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 5 YORUM
  1. Ayşe Seval Özbay dedi ki:

    Mihriban’ı dinleyip de “Ölüm bile ayrılıktan zor değilmiş demek ki!”farkındalığını yaşamayan yoktur sanırım.Bu farkındalığı lambanın titrek alevinde kendisinin/ hepsinin üşüdüğünü belirterek okuyucuya hissettiriyor Erdoğan Bozbay.Erdoğan Bozbay’ın duygularını, duygu seline kapılmadan yansıtıyor Oya Mergin Bozbay.Abdürrahim Karakoç’un aşkına saygıyla…

  2. Oya-Erdogan Bozbay dedi ki:

    Yazi coktan bitti. Ama titrememiz gecmedi desem yeridir. Gercek siir bu olsa gerek. Selamlar. Tesekkurler…

  3. İlhan Kayan dedi ki:

    Mihriban türküsü üzerine Erdoğan’ın yaptığı duygusal yorum ve Oya’nın bu metni canlandıran sunumu beni çok etkiledi. Bugüne kadar benim için sıradan olan türküyü bundan böyle daha ilgiyle, severek ve hissederek dinleyeceğim. Teşekkürler sevgili dostlarım…

  4. Demet Harrison dedi ki:

    Çok keyifli bir yazı olmuş.Çok severek dinledim.Sevgiler 🙂

  5. Oya-Erdogan Bozbay dedi ki:

    Oldum olasi turkulerin de duygularinin olduguna inaniriz. Ayni zamanda duyarlidir turkulerimiz. Acmazlarda ilk yardim elini uzatan da onlardir. Selam ve tesekkurler. Selamlar.

BİR YORUM YAZ
Translate »